Sezai Karakoç - Masal

Mobil Sohbet Sitemize Katıl...

Lima

Moderator
Yönetici
Katılım
May 3, 2019
Mesajlar
131
Beğeniler
2
Puanları
18
#1
Sezai Karakoç - Masal​


Doğuda bir baba vardi

Batı gelmeden önce

Onun oğullari batıya vardı​

Birinci oğul batı kapılarında​

Büyük törenlerle karşılandı​

Sonra onuruna büyük şölen verdiler​

Söylevler söylediler babanın onuruna​

Gece olup kuştüyü yastıklar arasında​

Oğul masmavi şafağin rüyasında​

Bir karaltı yavaşça tüy gibi daldı içeri​

Öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere​

Baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı​

Öcünü alsın diye kardeşini yolladı​

İkinci oğul Batı ülkesinde​

Gezerken bir ırmak kıyısında​

Bir kıza rastladı dağların tazeliginde​

Bal arılarının taşıdığı tozlardan​

Ayna hamurundan ay yankısından​

Samanyolu aydınlığından inci korkusundan​

Gül tütününden doğmuş sanki​

Anne doğurmamış da gök doğurmuş onu​

Saçlarını güneş destelemiş​

Yıllarca peşinden koştu onun​

Kavuşamadı ama ona​

Batı bir uçurum gibi girdi aralarına​

Sonra bir kış günü soğuk bir rüzgâr​

Alıp götürdü onu​

Ve ikinci oğulu​

Sivri uçurumların ucunda​

Buldular onulmaz çılgınlıkların avucunda​

Baba yağmurlardan anladı bunu​

Yağmur suları aci ve buruktu​

İşin künhüne varsın diye​

Yolladı üçüncü oğlunu​

Üçüncü oğul Batıda​

Çok aç kaldı ezildi yıkıldı​

Ama bir iş buldu bir gün bir mağazada​

Açlığı gidince kardeşlerini arayacaktı​

Fakat batinin büyüsü ağır bastı​

İş çoktu kardeşlerini aramaya vakit bulamadı​

Sonra büsbütün unuttu onları​

Şef oldu buyruğunda birçok kişi​

Kravat bağlamasını öğrendi geceleri​

Gün geldi mağazası oldu onu parmakla gösterdiler​

Patron oldu ama hala uşaktı​

Ruhunda uşaklık yuva yapmıştı çünkü​

Bir gün bir hemşehrisi onu tanıdı bir gazinoda​

Ondan hesap sordu o da​

Sırf utançtan babasına​

Bir çek gönderdi onunla​

Baba bu kağıdın neye yarayacağını bilemedi​

Yırttı ve oynasınlar diye köpek yavrularına attı​

Bu yüklü çeki​

İyice yaşlanmıştı ama​

Vazgeçmedi koyduğundan kafasına​

Dördüncü oğlunu gönderdi Batıya​

Dördüncü oğul okudu bilgin oldu​

Kendi oymak ve ülkesini​

Kendi görenek ve ülküsünü​

Günü geçmiş bir uygarlığa yordu​

Kendisi bulmuştu gerçek uygarlığı​

Batı bilginleri bunu kutladı​

O da silindi gitti binlercesi gibi​

Baba bunu da öğrendi sihirli tabiat diliyle​

Kara bir süt akmıştı bir gün evin kutlu koyunundan​

Beşinci oğul bir şairdi​

Babanın git demesine gerek kalmadan​

Geldi ve batının ruhunu sezdi​

Büyük şiirler tasarladı trajik ve ağır​

Batının uçarılığına ve doğunun kaderine dair​

Topladı tomarlarını geri dönmek istedi​

Çöllerde tekrar ede ede şiirlerini​

Kum gibi eridi gitti yollarda​

Sıra altıncı oğulda​

O da daha batı kapılarında görünür görünmez​

Alıştırdılar tatlı zehirli sulara​

Içkiler içti​

Kaldırım taşlarını saymaya kalktı​

Ev sokak ayırmadi​

Geceyi gündüzle karıştırdı​

Kendisi de bir gün karıştı karanlıklara​

Baba ölmüştü acısından bu ara​

Yedinci oğul büyümüştü baka baka ağaçlara​

Baharın yazın güzün kışın sırrına ermişti ağaçlarda​

Bir alinyazısı gibiydi kuruyan yapraklar onda​

Bir de o talihini denemek istedi​

Bir şafak vakti Batıya erdi​

En büyük Batı kentinin en büyük meydanında​

Durdu ve tanrıya yakardı önce​

Kendisini değistiremesinler diye​

Sonra ansızın ona bir ilham geldi​

Ve başladı oymaya olduğu yeri​

Başına toplandı ve baktılar Batılılar​

O aldırmadı bakışlara​

Kazdı durmadan kazdı​

Sonra yarı beline kadar girdi çukura​

Kalabalık büyümüş çok büyümüştü​

O zaman dönüp konuştu :​

Batılılar !​

Bilmeden​

Altı oğlunu yuttuğunuz​

Bir babanın yedinci oğluyum ben​

Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden​

Babam öldü acılarından kardeşlerimin​

Ruhunu üzmek istemem babamın​

Gömün beni değiştirmeden​

Doğulu olarak ölmek istiyorum ben​

Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var :​

Karşınızdakini değistirmek​

Beni öldürseniz de çıkmam buradan​

Kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki​

Fakat değişmeyecek ruhum​

Onu kandırmak için boşuna dil döktüler​

Açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler​

O gün gün eridi ama çıkmadı dayandı​

Bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı​

O nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı​

Batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı​

Hâlâ onu ziyaret ederler şifa bulurlar​

En onulmaz yarası olanlar​

Ta kalblerinden vurulmuş olanlar​

Yüreğinde insanlıktan bir iz tasıyanlar​
 
Sohbet Chat
Üst Alt